02:07
Sevin
Sevin
Acıya mı alışmalıyım, yalnızlığa mı?
Yoksa yalnız olduğumu öğrenen annenin “niye kimse yok evde?” diye boyun büküp sesinin kısılarak - tahminen gözleri dolu- ağlayışına şahit olmaya mı?
Uzağız anne
Yalnızım anne
Ben de ağlıyorum anne.
Bep “bidi bidi” konuşan kader efendi beni bilmiyor.
Şehirlerarası yolculuklara dair bir çok klişe mevcut. Haydi yola çıkalım da beraber analım hepsini…
1- Bavul sırası. (Anne tembihi: Bavullarının üstüne bişey koydurma çocuğum, kırılır.)
2- Yanımdaki ya şişmansa? Ya çok konuşursa?
3- Ya ben de onunla konuşmak zorunda kalırsam? (Al işte…
Evet. Evet. Çok doğru.
Aptalsın kadın. Sevseydi, senin onu istediğini bile bile, sana uzaktan bakmayı tercih etmezdi. Sevseydi; seni yanında isterdi.
Bazı şarkılar hem sözleri, hem yanında dinlediğiniz kişileri, hem de içinizdeki titreşimleriyle çok özeldir.
Ayrılık sonrası başka şehirde okuyan “eski” sevgilinin yanında gidilir.
“Ben geldim, terliklerimle değil babetlerimle geldim” dersiniz.
-Neden geldin?
+Eksik bir şey vardı onu almaya.
-Neden bu kadar geciktin?
+Baharı bekliyordum.
Sarılmalar, özlemler, umutlar bir anda gözyaşı olur.
Hep güçlü, dimdik ayakta gördüğünüz adam ağlar, ağlar… Dünya başınıza yıkılır.
Ağzından iki kelime dökülür.
“Ben seni seviyorum, seni çok seviyorum ama bir ilişki istemiyorum”
Ama kelimesi hiç bu kadar can acıtmamıştır daha önce.
İçinizdeki o yangını, çaresizlik hissini belli etmeyerek otobüse binmeye çalışırsınız.
Fakat olmaz, omzuna yaslanıp ağlayıverirsiniz…
Bir gün mutlu olucaz diyerek binersiniz otobüse.
Bitmez o yollar, uzaar uzar..
Sahi sizin neyiniz eksik?
Sevgi mi? Aşk mı? Yoksa koca bir hayat mı eksik olan?
“Arka koltukta unutulmuş gibi” oluyor mu size de bazen?
“Terliğinizle gittiğiniz” biri mi eksik?
Gün bugündür deyip çıkıverin yola.
Sonra mı?
Sonrası olmuyor o gidişten sonra…
Hikayeler genelde aynıdır. Kadın güzeldir; erkek kötü. Güzel kadınların kötü erkekleri sevme gibi bir zayıflığı var. Kadın mutludur ama erkek gider. Ve o kadın asla kendine gelemez. Güçlü gözükür ama değildir. Sevdiği(sever gibi yaptığı)/seviştiği bedenlerde ‘o kötü adam’ı arar durur.
Sonra o…
Otogarlar daima hüzün verir insana fakat bu kez
“Yavrum neden ağlıyorsunuz?” diyen teyzelerin dikkatini çekecek kadar hüzün paylaştık biz.
Ellerin ellerimin arasında ağlarken usulca; biraz ayrılık, biraz hayat, biraz mesafeler, çok az mutluluk hakkında konuştuk.
Biliyorum birgün mutlu olacağımızı, bu içinden çıkılmaz halin eski düzene gireceğini biliyorum.
Sabrediyorum sadece, bıraktığın gibi bıraktığın yerde, hala kocaman severek, açtım kollarımı bekliyorum.
Gelirsin biliyorum.
Bilemiyor insan çoğu kez hangisi yalan hangisi gerçek…
Bazı hayaller can yakar,
Geleceğe dair umut ettiğiniz ne varsa üstünüze gelmeye başlar.
Ters giden her anınızda geçmişinizi yargılarsınız.
“Keşke gitmeseydin ve birlikte baş etseydik olanlarla” kelimeleri dökülüverir ağzınızdan.
Ama bu ümitsizlik ne gideni geri getirir, ne de siz kendinize gelebilirsiniz!
O güneş hiç bir zaman doğmaz.